Tasarımın fikrini seyahat rotalarının merkezindeki İstanbul Havalimanı’nın geçmişin ve geleceğin kalbinin attığı sihirli başlangıç noktası olarak dünyaya kapılarını açması oluşturuyor. İstanbul’un kimliğini oluşturan eşsiz doğal güzelliklerinden Boğaz, kültürel simgelerinden lale ve kentin canlılığının bir yansısı olarak kalp ritmi ilk bakışta kendini ifade ediyor. Tasarımda insanlar sirkülasyon akslarını referans alarak yönlendirilirken ebru teknesindeki sanatsal akışkan tasarımı herkesin kendi penceresinden anlamlandıracağı yüzey tasarımıyla karşılanacaktır. Projede dış hava koşullarına dayanıklı, sürekli bakım gerektirmeyen, gün ışığının etkin olarak kullanılmasını sağlayan, hafif ve çevre dostu malzemeler kullanılmıştır. Viyadük, davetkar ve yönlendirici yapısıyla yolculara ferah bir karşılama yapacaktır.



